Genel

Ar-Ge Faaliyetleri

Covid-19 Tedavisi İçin İnhale Edilebilir Nitrik Oksit (NO) Cihaz Ünitesi

Proje Sahibi: Ümit KARA

Grup Üyeleri

1.Doç. Dr. Ümit KARA

2.Dr. Öğr. Üyesi Fuat İNCE

3.Yoğun Bakım Uzmanı Dr Yağmur KARA

Özet
Dünya, klinik olarak kanıtlanmış, yaygın olarak bulunabilen bir aşıyı beklerken, ciddi Covid-19 enfeksiyonları için etkili tedavilere acil ihtiyaç vardır. Devam eden Covid-19 pandemisinde, bu hastalığa karşı etkili olmuş NO gibi antivirallere büyük ihtiyaç vardır. Şu anda, enfeksiyon için onaylanmış tek antiviral tedavi, hastaneye yatırılan hastalarda iyileşme süresini kısaltabilen favipiravir ve remdesivirdir. Yapılan çalışmalarla vücut tarafından doğal olarak üretilen bir hücre sinyal molekülü olan NO’nun Covid-19 için potansiyel bir tedavi olabileceği sonucuna varılmıştır. Covid-19, ARDS ile birlikte bir dizi kardiyopulmoner ve vasküler komplikasyonlara neden olmaktadır. Koronavirüs, başlangıçta üst solunum yolu epitelini enfekte etmesine rağmen, hastalığın en ciddi komplikasyonlarından bazıları vasküler iltihaplanma ve yaralanma yoluyla ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda, hastaların oksijen desteğine ihtiyacı vardır ve çoğunlukla invaziv mekanik ventilasyon gerektiren hipoksemili yani ciddi solunum yetmezliği geliştirdikleri açıktır. İşte tam da burada iNOcap cihazının ürettiği NO gazının hayat kurtarıcı tarafı ortaya çıkmaktadır. NO, insan fizyolojisinde önemli bir sinyal molekülü olarak işlev gören serbest radyal bir gazdır. Gaz olarak, lokal vazodilatasyonu teşvik ettiği için hastayı iyi havalandırması ve akciğer ünitelerine verilmesi ile tedavide benzersiz farmakolojik özelliklere sahiptir. Bu anlamda iyi havalandırılmış akciğer ünitelerinde pulmoner arteriyolleri tercihen vazodile ederek, V./Q’yu artırır. NO ayrıca hafif bronkodilatasyona neden olur ve nötrofil aracılı oksidatif patlamayı inhibe eder. Bu özellikleri iyi bilinen ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin yenidoğanın persistan pulmoner hipertansiyonunun tedavisi için onayı olan ve ARDS, kardiyak cerrahi sonrası sağ ventrikül yetmezliği gibi sayısız rahatsızlığı olan hastalar için çeşitli NO denemeleri yapılmasına yol açmıştır. Bunun yanında prototipini üretmiş olduğumuz cihaz hastane yoğun bakım ortamı için tasarlanmış olsa da, sisteme yüklediğimiz görsellerden de görüleceği üzere evde tedavi hizmetleri için de son derece uygundur. Evde tedavi yapmayı mümkün kılan iNOcap cihazı tanksız bir dağıtım sistemi gibi eşsiz bir özelliğe sahiptir. Hastaları evde tedavi etmek için taşınabilir olması, küçük ve herhangi bir kaynağa (Oksijen Tüpü benzeri) bağlı kalmadan hastaların evde bakımları da rahatça uygulanabilir. İnhalasyon yoluyla uygulanması sayesinde sadece ventilasyon yapan alveoller bu tedaviyi alır ve hipotansiyon gibi sistemik etkiler en aza indirgenir. Sadece ventile olan akciğer alanlarını selektif olarak dilate etme özelliğinden dolayı NO ventilasyon perfüzyon uyumunu sağlar ve pulmoner şant azalır. Bu etki sayesinde hem oksijenasyon iyileşir, hem de pulmoner arter basıncı azalır. Hasta bulguları, sadece oksijenlenmenin hemen iyileşmesini değil, aynı zamanda NO’nun solunmasının sona ermesinden sonra hastalığın kendisi üzerinde kalıcı bir etki olduğunu göstermektedir. NO, bulaşıcı hastalıkların patogenezinde anahtar bir moleküldür. Bu molekülün fare hepatit virüsü (MHV), murin bir koronavirüs de dahil olmak üzere çeşitli DNA ve RNA virüslerine karşı antiviral etkileri olduğu bildirilmiştir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında prototipi tarafımızca üretilmiş olan ve iNOcap adını verdiğimiz bu cihaz ile ülkemiz yerli ve milli medikal cihaz üretme politikasına bağlı olarak yurt içi kullanımının yanısıra yüksek İhracat potansiyeline de sahip bir ARGE ürün cihazıdır. Cihazın en büyük ve öne çıkan özelliği ise, soğuk plazma teknolojisini kullanması ve Türkiye’de ilk olarak üretilmiş NO gazını herhangi bir NO tüpüne ihtiyaç duymadan atmosferden sınırsız bir şekilde sentezleyip son ürün olarak NO üretimini sağlaması ve hem inhale edilebilir hem de external şekilde hastaların kullanımına uygun olmasıdır.

Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız.

 


OSC COVID 19 PROJESİ (Ongoing Social Changes-Devam Eden Sosyal Değişimler COVID19)

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ilk olarak 13 Ocak 2020’de Çin’in Vuhan eyaletinde tanımlanmış bir virüstür. Tüm dünyayı etkisi altına alan bu virüsten korunmak amacıyla birçok önlem alınmıştır. Sosyal mesafeyi korumak ve izolasyon sağlamak bunların en başında gelmektedir. Sosyal mesafeyi korumak amacıyla birçok birey işe gitmemiş, evlerinde kalmış, “berberler”, “kafe”, “restoran”, “AVM”ler kapanmıştır.  Marketler, online satış siteleri ve kargo şirketleri hariç pek çok iş yeri kapatılmış; birçok kişi işsiz kalmıştır. Tüm dünya vatandaşlarının eş zamanlı olarak yaşadığı bu durum sosyal bilimler açısından son derece önemlidir. Birçok bilim insanı Covid-19’u tıbbi açıdan incelerken bu çalışma bireylerin yaşadıkları “evde kal” sürecini sosyal açıdan incelemektedir.

Pandemi sebebiyle yaşanan sosyal mesafenin bireyler üzerindeki psiko-sosyal değişimlerini araştırmak amacıyla tasarlanan OSC COVID 19 (Ongoing Social Changes-Devam Eden Sosyal Değişimler COVID19) Projesi Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve İtalya Ulusal Araştırma Konseyi (CNR)’nin ortaklaşa yürüttüğü bir projedir.

OSC COVID 19 Projesi kapsamında hazırlanan “Sosyal Mesafeden Kaynaklanan Psiko-sosyal Değişimler” anketi Cawi tekniği (ücretsiz çevrimiçi anket) kullanılarak veri toplamayı içermektedir. Güvenli bir CNR (İtalya Ulusal Araştırma Konseyi) sunucusuna (HTTPS) yüklenen ve CNR sistem yöneticileri tarafından yönetilen açık kaynak uygulaması Limesurvey (www.limesurvey.org) aracılığıyla geliştirilmiştir. Anket kimlik verileri İÇERMEZ, IP adresini İZLEMEZ, cevaplayanların çerezlerini KAYDETMEZ ve yaşanılan bölge ötesinde herhangi bir coğrafik bilgi İSTEMEZ. Katılımcılardan istenen bilgiler cinsiyet, yaş, ikametgâh bölgesi, yaşanılan yerin büyüklüğü, eğitim düzeyi, aile üyelerinin varlığı, teknolojiye erişebilirlik ve meslek olup; diğer tüm sorular çoktan seçmelidir.

Projenin İtalya CNR’daki araştırmacıları Antonio Tintori, Loredana Cerbera, Rossella Palomba ve Giulia Ciancimino’dur. Projenin SDÜ’deki araştırmacıları ise İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Aygen Oksay, Doç. Dr. Gülay Bulgan, Doç. Dr. Didar Büyüker İşler ve Doç. Dr. Serpil Senal’dır.

Sosyal Mesafeden Kaynaklanan Psiko-sosyal Değişimleri” tespit etmek amacı ile tasarlanan bu anketin tüm ülkeye yayılması ve her kesimden/yaştan bireyin anketi doldurması son derece önemlidir. Lütfen aşağıdaki linke tıklayarak anketi doldurunuz ve çevrenizdeki herkese bu anketi yapması amacıyla iletiniz. Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

https://www.irpps.cnr.it/limesurvey/index.php?r=survey/index&sid=293452&lang=tr


Meslek Aşkı Üzerine Bir Araştırma

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve hızla yayılan Covid-19 virüsü “kelebek etkisi” kavramının ne olduğu konusunda hemen hemen her mesleğin icracıları tarafından daha iyi algılanmasına sebep olan bir ortam oluşturmuştur. Oluşan bu endişe verici ortam tüm ülkeler tarafından kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu çabalar doğrultusunda belirli meslek gruplarının yaptıkları işlerin anlamları ve iş tanımlamaları artmış hatta sorumluluk düzeyleri uluslararası çapta yankı bulmuştur.

Bu kapsamda akademisyenlerin de sürece ulusal ve uluslararası katkı sağlaması adına birçok çalışma yürüttüğü görülmektedir. Hem sürece katkı sağlamak hem de uluslararası yazında ülkemizin fedakâr meslek gruplarından biri olan hemşirelerimizin meslek aşkı düzeylerini Covid-19 döneminde belirlemek amacıyla yürüttüğümüz çalışma kapsamında hemşirelerin işlerine yükledikleri anlamı, bağlılıklarını ortaya koyabilmek amaçlanmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi ve Isparta Şehir Hastanesi’nde görev yapan hemşireler oluşturmaktadır.

Bu araştırma; Colorado Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bryan Dik, Süleyman Demirel Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Tahsin Akçakanat, Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hüseyin Uzunbacak, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Erhan ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğr. Gör. Seher Yastıoğlu ile gerçekleştirilmektedir.


Göller Bölgesi Teknokentinden Sağlık Çalışanlarına Siperlik Maske

Ülkemizin ve tüm dünyanın koronavirüs salgını ile mücadele ettiği günlerde Süleyman Demirel Üniversitesi Göller Bölgesi Teknokentinde faaliyet gösteren ARG Medikal firması, sağlık çalışanları için 3D yazıcıdan siperlik maske üretti.

Göller Bölgesi Teknokentinin desteği ile üretime geçen ARG Medikal, hazırladığı siperlik maskeleri Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi yönetimine dağıtılmak üzere verdi. Bu kritik süreçte ihtiyaç durumunda maske üretimleri devam edecek.


Türkiye’nin Dört Bir Yanından Gelen Dezenfektan Numuneleri SDÜ’de Analiz Ediliyor

Koronavirüsle mücadelede Sağlık Bakanlığı, sahte dezenfektanların piyasaya sürülmesini önlemek için acil dezenfektan ve biyosidal ruhsatı çıkararak bazı kuruluşları analiz yapması için yetkilendirdi. Süleyman Demirel Üniversitesi de bu yetkiyi alan kurumların başında yer aldı.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen numuneler Üniversitemiz Doğal Ürünler Araştırma ve Uygulama Merkezi laboratuvarında analiz ediliyor. Yapılan analizler sonucunda kriterlere uyanların satışına izin verilirken, uymayanların satışına izin verilmiyor.


Teknokent Firmaları Tarafından Üretilen Ürünler

ARG MEDİKAL

COVİD-19 salgınına karşı siperlik, mekanik ventilatör çoğaltıcı uç, tek kullanımlık laringoskop ve dental aerosol ucu (aspiratör) imal ediliyor.

INOSANTE

Covid-19 tedavisinde etkili olabileceği düşünülen biyomedikal cihaz prototip üretimi gerçekleştirilmiş (müstakil) olup, sertifikasyon (kalifikasyon, test, CE vb.) aşamasına gelindi.

SEMICAL

“KBRN tehditlerine karşı özellikli reaktif sıvı ajan geliştirilmesi” projesi kapsamında biyolojik ajanlara karşı dekontaminasyon ürünleri geliştirmeye çalışılmaktadır. Biyolojik tehditler bakteri ve virüs tabanlı olduğundan, SARS-COV-2 korona virüsü de bu tehditlere göre daha düşük fakat aynı sınıfta yer alan bir tehdittir. Bu kapsamda su bazlı el ve cilde zararı olmayan 1 model dekontaminasyon ürünü hazır hale getirilmiştir.